Zeydîlik

Mar 7th, 2012 | Filed under Din

Şiî mezhepleri arasında en ılımlı ‘ sı ve Ehl-i Sünnet’e her bakımdan en yakın olanıdır. Yakınlıkları, diğer Şii mezheplerinin ilk Uç halifeyi tanımamalarına karşılık Zeydiliğin böyle bir redden uzak kaim alarmda görülür.
İmamiye Şîasının dördüncü imaj nu Ali B.Hüseyin Zeynelâbidin (792)’ in oğlu Zeyd (D: 699-0:740)’e, ondan sonra da oğlu Yahya (743>’ya bi’at edenler bu mezhepte toplanmışlardır.

Zeydîliğin kurulup yayılmasında, imam Zeyd’in bilgili kişiliğinin ve Ehl-i Beyt’ten olmasıyla birlikte tıpkı ailesi büyükleri gibi şehit edilmesinin de tesiri bulunduğu söylenebilir. Dönemin ileri gelen Müslümanları gibi Zeyd de Emevîlerio baskıya dayanan kötü idaresine karşı isyan duygularıyla doluydu. Özellikle Emevi halifesi Hişam B.Abdilmelik döneminde baskı iyice artmıştı. Zeyd bu durumdan duyduğu ıstırabı açıklamaktan, aleniyete dökmekten geri kalmıyordu. Mes’ûdî tarafından rivayet edildiğine göre Zeyd, Emevî halifesi Hişam B.Abdilmelik’i sarayında ziyaret eder. Huzuruna varınca, salonda oturacak bir yer bulamadığından salonun sonunda bir köşeye ilişir. Bir münasebetle Hişam’a, “Ey Mü’minlerin emiri! Bir kimse Allah’a olan takvasından ötürü büyümeyeceği gibi, takvası olmadığından ötürü de küçülmez” der. Hişam buna karşı şiddetle. “Sus! Ey anasım kaybedesi! Bir cari yenin oğlu olduğun halde, halifelik için kendini yiyip bitireceksin” karşılığını verir. Zeyd, “sus” uyarısına kulak asmadan konuşur: “Ey Mü’minlerin Emiri, eğer bana kırmayacaksan sana esaslı bir cevap vereceğim; fakat kızacaksan susacağım” diyance ondan; “Söyle, kızmayacağım” cevabı çıkar. Bunun üzerine Zeyd, şöyle konuşur: “Annelerin hür veya cariye olmaları» insanların amaçlarına ulaşmalarına kesinlikle engel oluşturmaz. Nitekim, Hz. İsmail’in anasının, Hz.İshak’ın anasının cariye olması, Allah’ın Hz. İsmail’i peygamber olarak göndermesine ve onun Arapların ceddi olmasına ve yine Heyru’l-Beşer Hz. Muhammed’in onun sulbunden gel-mesine mani olmadı. Durum bu merkezde iken, bir de kalkmış, Hz. Fatma ve Hz. Ali’nin oğulları olduğum halde benimle böyle konuşuyorsun.”

Daha sonra Zeyd, Kûfe’ye gider ve ayaklanma için zemin yoklaması yapar. Kardeşi Ebû Ca’fer Muhammed el-Bâkır’la istişare sonunda kardeşi Kûfelilere güvenilin ey eceğini söylerse de dinlemez. Kendisine bi’at eden on bes bin kişi ile Hişam’ın Kulfe-Basra Valisi Yusuf B.Ömer es- Sakafî (744)’ye karşı isyan hareketini başlatır. Çarpışmalar sürdüğü sırada Hişam’ın casusları, tahrikçi faaliyetleri sonucu Zeyd’in taraftarlarını bazı hususlarda şüpheye ve tereddüde düşürürler. Şüphe ve tereddüdlerini dağıtmak için Zeyd’e: “Gerçek şu ki, biz düşmanlarına karşı sana, atan Ali B.Ebî Talib’e haksızlık eden Ebû Bekir ve Ömer hakkındaki görüşünü söyledikten sonra yardım edeceğiz” derler. Zeyd, onların isteğini yerine getirmek için: “Bu ikisi hakkında iyilikten başka bir şey söyleyemem ve babamın da onlar hakkında iyilikten başka bir şey söylediğim işitmedim. Ben, atam Hüseyin’i öldüren ve el-Harra gününde Medine’ye saldıran; sonra da Allah’ın Evi’ni (Kâbe) mancınıkla taşa tutup ateşe veren Ummeye oğullarına karşı ayaklandım” cevabım verir. Bu cevap üzerine taraftarları, Zeyd’i bırakıp giderler. Bunun üzerine Zeyd: “Beni bırakıp kaçtınız, terk ettiniz (rafaztumûni) der. O günden beri dc bu terk edenler için “Rafızî” sıfatı kullanılmıştır. Zeyd ve yanında kalan çok az sayıdaki adamları son nefeslerine kadar çarpışırlar. Zeyd Öldürülür. Sonra cesedi kabrinden çıkarılarak idam edilir, daha sonra da yakılır.

Zeyd’in ölümünden sonra, geride kalan taraftarları muhtelif fırkalara ayrılırlar. Cârûdiyye, Süleymâniyye ve Betriyye bu fırkaların en önemli olanlarıdır. Oğlu Yahya bu isyandan sonra kaçıp Horosan’a gider, orada yakalanır ve Cüzcan’da öldürülür.

Uzun süre büyük bir faaliyet gösteremeyen Zeydîler, Abbasî halifelerinin zayıflamasından yararlanarak kuzeyde Taberistan, güneyde Ye- men’de yeniden ayaklanırlar. Bu durumdan ve daha sonra iki ayn devlet kurmalarından, sessizlik ve durgunluklarının görünüşte olduğu, aslında gizliden örgütlendikleri anlaşıldı. Kuzeyde, Taberistan’daki Zeydî hanedanı, el-Utruş’un ölümüne (917) kadar hâkimiyetini sürdürdü. Güneyde, Yemen Zeydîliği günümüze kadar devam etmek kudretini göstermiştir. El- K asını B. İbrahim el-Ressî (680) ve el- Hâdî li’I-Hak olarak bilinen torunu döneminde Yemen Zeydîliği dikkate değer gelişmeler göstermiştir. M.n’inci yüzyıldan itibaren şuurlarım genişleterek Tihame’ye kadar dayanmışsa da, Mısır’da Osmanlı hâkimiyetinin kurulmasıyla onlar da Osmanlılara tabi olmak zorunda kalmışlardır. M. 19’uncu yüzyıl sonlarına doğru bazı ayaklanmalara girişerek Yemen’in Osmanlı hâkimiyetinden ayrılmasında etken oldular. Zeydilik bugün Yemen’in resmî mezhebidir.

Görüşleri bakımından Zeydîlik, Şiî mezhepleri arasında en ılımlısıdır. Bu tavrım özellikle imamet konusunda açıkça belirtir. Zaten üç halife hakkında diğerleri gibi reddedici olmamaları da bu hususu ortaya koymaktadır. özellikle Zeyd’in bu konudaki görüşleri çok açıktır.

         
Henüz yorum yok.
*


Dip Not: Site içerisinde yer alan yazılar sadece tavsiye ve bilgi amaçlıdır. Kesinlikle tedavi amaçlı değildir. Uygulamaların sorumluluğu site sahibine veya konuyu açan ya da yorum yapan üyeye ait değildir. Sağlık sorunlarınız ve tedavisi için mutlaka ilgili uzmana başvurunuz. Telif Hakkı © 2008. Tüm hakları saklıdır.