Romantizm
Klasizm’e tepki olarak doğmuş bir akımdır. Bu akım 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren görülmeye başlandı, 19. yüzyılın ilk yarısından itibaren yaygınlaştı. Romantik kelimesini ilk defa J. J. Rosseau kullanmıştır. Almanya’da Goethe, Schiller Schlegel kardeşler,Heine vb… İngiltere’de Lord Byron, S. Helley, Keats,Fransa’da Mme de Stael romantik özellikler taşıyan eserler yazdılar. Victor Hugo 1827′de Cromwell adlı tiyatro eserinin beyanname mahiyetindeki önsözünde romantizmin kaidelerini tespit etti.
1830 yılında Victor Hugo’nun Harnani piyesinin oynanmasından sonra romantikler ile klasik edebiyat taraftarları arasında Hernani savaşı adı verilen tartışma başladı.Bu tartışma romantiklerin klasizme karşı kesin zaferi ile sonuçlandı. Chateaubriand, Lamartine, Muaset, Alfred de Vigny gibi sanatkarların romantizmin Avrupa’da yayılmasında büyük katkıları olmuştur.
Romantizmin tesiri 1950′ye kadar sürer. Bu tarihten sonra Avrupa’da yeni yönelişler görülür.Aslında romantiklerde de 1830′larda ‘Sanat,sanat içindir’, ‘Sanat,toplum içindir’ diyen iki görüş ortaya çıkmıştır. Romantik şair ve yazarların çoğu ‘sosyal romantizm’ de diyebileceğimiz ‘Sanat toplum içindir’ görüşünün içinde yer alırlar.Bu görüş direk parnasizmi(şiirde gerçekçilik) oluşturur.1850′den sonra sosyal romantizmden realizm ve naturalizm gelişir.
Romantizmin tesiri ile meydana getirilen edebi eserlerin başlıca özelliklerini şöyle sıralayabiliriz.
1. Klasik edebiyatın şekli ve muhtevaya ait bütün kaideleri kırılmıştır.
2.Klasizm’de akılcılık ön plandayken , romantizmde ölçü tanımayan şahsi duygu ve heyecanlara yer verilmiştir.Hatta dehanın akılda olduğuna inanan klasiklere karşı dehanın kalpte olduğunu belirten şairler çıkmıştır.
3.Romantizmi savunanlar edebi eserde belli bazı konular yerine insan ve toplum hayatı ile ilgili herşeyin işlenebileceğini, dram ile trajedinin gülünç ile acıklının bir arada bulunabileceğini söylemişlerdir.
4. Şair ve yazarlar eserlerinde kendi şahsiyetlerini gizlememişler, olaylar karşısında duygu ve düşüncelerini daima öne geçirmişlerdir.
5. Romantizmde tabiatın önemli bir yeri vardır. Tabiat sanatkarın,eser kahramanın sığınağıdır. Tabiat, romantiklerin adeta yeni bir dil anlayışı getirmiş,’Tanrının ülkesi’ diyebileceğimiz bir kimliğe bürünmüştür.
6.Romantikler, milli ve mahalli hayatın anlatılmasına önem vermişlerdir.Klasizmin alışılmış ve değişmez tipleri yerine ferdiyete dayanan yeni toplumun içinde yürütebilecek şahsiyetler meydana getirmişlerdir.
7.Eserlerde milli duyguların işlenmesine önem verilmiştir.
8.Milli tarihe dönülmüştür.Mazi yüceltilmiş,olay ve kahramanlar tarihten seçilmiştir,maziye hasret duyulmuş,tarih yaşanılan bir duygu halini almıştır.
9.Din duygusu önemlidir eski Yunan ve Latin mitolojisi yerine Hristiyanlığın mucizeleri, milli destanlar,efsaneler ya motif ya da başlı başına bir konu olarak eserlerde işlenmiştir.
10.Aşk teması romantiklerde geniş bir yer tutar.
Romantik edebiyatta özellikle şiir, tiyatro, roman, deneme, gezi, tenkit ve tarih türlerinde önemli eserler verilmiştir. Klasizmin üç birlik prensibi(zaman,mekan,vaka birliği) terkedilmiş sadece vakada birlik korunmuştur. Sadece okunmak için piyesler yazılmıştır. Romantizmin tesiri sadece edebiyatta değil birçok sanat dalında görülür.
Tanzimat sonrası Türk Edebiyatı’nda Fransız romantizmin, özellikle Victor Hugo’nun ve Lamartine’nin tesiri büyüktür. Türk romantikleri arasında Namık Kemal’in Abdulhak Hamid’in,Recaizade Mahmut Ekrem’in isimlerini sayabiliriz.
eserleri yokmu acil