Arşivler
İçenleri ölümsüzlüğe kavuşturduğuna inanılan hayat suyudur.Efsaneye göre birgün İlyas ve Hızır peygamberler bu suyu bulup içmişlerdir ve kıyamete kadar yaşayacaklardır.İskender ‘Zülumat’ (Karanlıklar) ötesindeki bu suyu bulmak için, Hızır peygamberin yardımıyla yollara düşmüş fakat birbirlerini kaybetmişlerdir.İsteğine ulaşamayan İskender de geri dönmüştür.
Divan şairidir.Osmanlı şair sultanlarından Amasya’da doğdu. Fatih Sultan Mehmet’in oğludur. Şehzadeliği sırasında iyi bir eğitim gördü.Alim şair ve
Çeşitli konular üzerinde mutlaka bilinmesi gereken ana hususları kısa, açık ve anlaşılır bir biçimde anlatma sanatıdır.
Edebiyat ve müzikte gerçek sanat eseri değerindeki örenekleri içine alan derleme anlamındadır.Yunanca anthos (çiçek) ve legein (toplamak) kelimelerinden meydana gelir. Batı’da ilk Antoloji örneklerini Yunanlılar vermişlerdir.
Arabesk müzik, Türkiye ‘ de daha çok 1960 ‘lı yılların sonlarına doğru yaygınlaşmaya başlayan müzik türü için kullanılan bir terimdir. Bu müzik türünde, arap müziğine özgün makamlar, Doğu ve Batı şarkılarının karışımından oluşan bir orkestra tarafından icra edilir. Arabesk müziğin
Şair ve ozandır. Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Sivrialan Köyü’nde doğdu. 7 yaşında iken çiçek hastalığından kör oldu. Saz çalmayı öğrendi. Siviralana gelen aşıkları dinleyerek saz şiirini öğrendi. Cumhuriyetin 10. yılında Ankara’ya gelerek şiirler okudu ve sonra yurdu dolaştı.
Şair Kahramanmaraş’ın Ekinözü ( Cela ) ilçesinde doğmuştur. Abdurrahim Karakoç’un ağabeyidir. Hasanoğlan Köy Enstitüsü sağlık bölümünü bitirdi ( 1949 ). Sağlık memuru olarak çalıştı.
Divan şairidir. İstanbul’da doğdu. Asıl adı, Mahmut Abdülbaki’dir. İyi bir medrese eğitimi gördü. Meslek hayatına müderris olarak başladı. Çok istediği halde Şeyhülislam olamadan İstanbul’da öldü.
Sohbet, muhabbet, içki meclisi demektir. Bu kelime edebi eserlerde ve özellikle divan şiirine tek başına kullanıldığı gibi, çeşitli tamlamalar halinde de geçer. Bezm-i Nüşanüş (Durmadan içki içilen meclis);
Halk edebiyatında bir ezgi türüdür. Konusunu aşiret kavgalarından, kan davalarından, aşk maceralarından almıştır. Daha çok Güney ve Orta Anadolu bölgelerinde söylenir.
Tam adı Ebu Musa Cabir Bin Hayyan El-Azdi, Latince Geber ( d.y.721, Tus İran – ö.y.815, Kufe, Irak ), ” Arap Kimya Bilimin babası ” diye anılan simyacı. Cabir doğduktan kısa bir süre sonra babası, Abbasilerin Emevi Hanedanının yıkmak için düzenledikleri bir suikaste karıştığı gerekçesiyle boynu vurularak idam edildi. Arabistan’a gönderilen Cabir orada şii meshebine [...]
(04 Ekim 1910 Diyarbakır-13 Ekim 1952 Viyana) Ölüm ve yalnızlık temalarını işlediği yapıtlarıyla çağdaş Türk şiirinin öncüleri arasına giren şairdir. Orta öğrenimini Galatsaray Lisesinde tamamladı (1931). Mülkiye Mektebi’nde ve yüksek ticaret okulunda okudu. Bir süre sonra Sümer Bank’ta memur olarak çalıştıktan sonra 1939 da Paris’e gitti ve Paris Radyosunda Türkçe yayılar sipikerliği yaptı.
Şair Diyarbakır’da doğdu. İlk oılarak mülkiye mektebine girdi, sonra siyasal bilgiler öğrenimini yapmak için parise gitti ( 1939 ). Ancak 2. dünya savaşı çıkınca yurda dönmek zorunda kaldı( 1940 ). Mütercim olarak çalıştı.
Şair Erzincan’ da doğdu. Haydarpaşa Lisesi’nde okudu. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirerek ( 1954 ) Maliye Bakanlığı’ nda müfettiş muavinliği, müfettişlik ve darphane müdürlüğü yaptı
Romancı, Kırgızistan’da doğdu. İlk öğrenimini doğduğu köyde yaptı. Cumbul veteriner okulu ile Kırgızistan Tarım Enstitüsü’nde okudu ( 1953 ). Deneme çiftliklerinde teknisyen olrak çalıştı. Gorki Enstitüsü’nde staj gördü. Edebiyat fakültesini bitirdi.
Son Yorumlar