<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aklında ne varsa? &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.aklindanevarsa.com/kategori/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aklindanevarsa.com</link>
	<description>Araştırmayı kendimize dert edindik.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 13:00:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Addison Hastalığı</title>
		<link>http://www.aklindanevarsa.com/addison-hastaligi/</link>
		<comments>http://www.aklindanevarsa.com/addison-hastaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2012 04:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aklindanevarsa.com/?p=2839</guid>
		<description><![CDATA[Adrenal korteks yetersizliği ya da böbrek üstü kabuğu yetersizliği olarak da bilinir, böbreküstü bezlerinin &#8220;korteks&#8221; denilen kabuk bölgesinin giderek güçsüz düşüp görevini yerine getirememesinden (atrofisinden) kaynaklanan ve gizli seyreden hastalık. Hastalık belirtileri gözle görülür hale gelmeden önce, korteksin büyük bölümü yıkıma uğrar. Güçsüzlük, deride ve mukozolarda anormal renklenme, kilo kaybı, kan basıncı düşüklüğü ve mide-bağırsak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Adrenal korteks yetersizliği ya da böbrek üstü kabuğu yetersizliği olarak da bilinir, böbreküstü bezlerinin &#8220;korteks&#8221; denilen kabuk bölgesinin giderek güçsüz düşüp görevini yerine getirememesinden (atrofisinden) kaynaklanan <a href="http://www.aklindanevarsa.com"target="_blank"title="Aklında ne Varsa?" >ve</a> gizli seyreden hastalık. Hastalık belirtileri gözle görülür hale gelmeden önce, korteksin büyük bölümü yıkıma uğrar.<img title="More..." src="http://www.aklindanevarsa.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" /> <span id="more-2839"></span>Güçsüzlük, deride ve mukozolarda anormal renklenme, kilo kaybı, kan basıncı düşüklüğü ve mide-bağırsak sistemi bozuklukları gibi belirtiler, böbreküstü bezi korteksinin salgıladığı hidrokortizon hormonunun eksikliğinden ve hipofiz bezi hormonlarının aşırı üretiminden ileri gelir. Tedavide, hidrokortizon eksikliğini gidermek için, adrenal kortikosteroitler adıyla bilinen ilaçlardan yararlanılır. 19. yüzyılın ortalarında hastalık ilk kez gözlemlendiğinde, korteks yıkımının ve atrofisinin tüberkülozdan ileri geldiği düşünülmüştü. Bugün de, Addison hastalığına yol açan nedenler arasında tüberküloz ikinci sırayı alır. Saptanan klinik olayların yarısından çoğunda ise, özbağışıklık tepkimeleri sırasında vücudun kendi antikorlarının böbreküstü bezi korteksini yıkıma uğratmasının hastalık nedeni olduğu sanılmaktadır.</p>
<div id="crp_related"><h3>Ayrıca Bakınız:</h3><ul><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/aids-nedir/" rel="bookmark" class="crp_title">AIDS Nedir?</a></li><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/su-cicegi/" rel="bookmark" class="crp_title">Su Çiçeği ve Tedavisi</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aklindanevarsa.com/addison-hastaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adenom nedir?</title>
		<link>http://www.aklindanevarsa.com/adenom-nedir/</link>
		<comments>http://www.aklindanevarsa.com/adenom-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Oct 2010 21:50:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aklindanevarsa.com/?p=2181</guid>
		<description><![CDATA[Salgı bezlerindeki epitel hücrelerine benzer hücrelerden oluşan, genellikle iyi huylu tümördür. Ayrıca Bakınız:Kas UruAerosol Nedir?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Salgı bezlerindeki epitel hücrelerine benzer hücrelerden oluşan, genellikle iyi huylu tümördür.</p>
<div id="crp_related"><h3>Ayrıca Bakınız:</h3><ul><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/kas-uru/" rel="bookmark" class="crp_title">Kas Uru</a></li><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/aerosol-nedir/" rel="bookmark" class="crp_title">Aerosol Nedir?</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aklindanevarsa.com/adenom-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adet Görme</title>
		<link>http://www.aklindanevarsa.com/adet-gorme/</link>
		<comments>http://www.aklindanevarsa.com/adet-gorme/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Jan 2011 04:40:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aklindanevarsa.com/?p=2828</guid>
		<description><![CDATA[Aybaşı olarak bilinir, dölyatağının (rahim) ,iç yüzünü kaplayan dokuların, kan ve salgılarla birlikte, belirli aralıklarla dölyolundan dışarı atılması. Adet görme, yumurtalığın attığı yumurtanın (ovum) döllenmemesi durumunda gerçekleşir. İnsanda, iki adet arasındaki süre (adet çevrimi) ortalama 28 gündür, ama 21 ila 35 gün arasında değişen çevrimlere de rastlanır. Bu çevrimin başlangıcında, dölyatağının iç yüzünü kaplayan endometriyum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Aybaşı olarak bilinir, dölyatağının (rahim) ,iç yüzünü kaplayan dokuların, kan <a href="http://www.aklindanevarsa.com"target="_blank"title="Aklında ne Varsa?" >ve</a> salgılarla birlikte, belirli aralıklarla dölyolundan dışarı atılması. Adet görme, yumurtalığın attığı yumurtanın (ovum) döllenmemesi durumunda gerçekleşir. İnsanda, iki adet arasındaki süre (adet çevrimi) ortalama 28 gündür, ama 21 ila 35 gün arasında değişen çevrimlere de rastlanır. Bu çevrimin başlangıcında, dölyatağının iç yüzünü kaplayan endometriyum tabakası ince, yumurtalıklar ise hareketsizdir. Hipofiz bezinden salgılanan hormonların etkisiyle, yumurtalıklardan birinde bir kesecik (graaf folikülü) olgunlaşır.</p>
<p style="text-align: justify;">Keseciğin içinde, östrojen endometriyumun kalınlaşmasını ve damarca zenginleşmesini sağlar. Yumurtanın atılması, adet çevriminin ortalarına rastlar ve çatlayan kesecikten çıkan yumurta fallop borusuna girerek rahme doğru yol alır. Yumurtlama sonrasında, yumurtayı dışarı atan kesecik hücreleri birleşerek sarı cismi (corpus luteum) oluşturur. Bu cisim bir yandan östrojen salgılamayı sürdürürken, bir yandanda endometriyumda salgılama aşamasının habercisi olan progesteron hormonunu üretmeye başlar. Böylece, hücrelerinin ve salgı bezlerinin şişmesiyle endometriyum kalınlaşır ve dölyatağı yumurtayı barındırmaya hazır duruma gelir. Eğer atılan yumurta döllenmişse, endometriyuma yerleşerek gelişmeye başlar. Döllenme gerçekleşmezse yumurta ölür, yumurtada hormon salgısını durdurur. Salgının kesilmesi, endometriyumdaki kan damarlarının kasılmasına ve sonuçta dölyatağı içindeki dokuların parçalanıp dökülmesine yol açar. Ardından adet kanaması başlar ve parçalanan endometriyum kanla birlikte dışarı atılır. Endometriyum dokusu, bir sonraki çevrimin hücre çoğalması aşamasında yenilenir.</p>
<p style="text-align: justify;">Adet görme genellikle 11 ile 13 yaşlarında başlar. İlk adet dönemleri biraz düzensiz ya da fazla kanamalı olabilir, ama zamanla kendiliğinden düzene girer. Her kanama dönemi yaklaşık beş gün sürmekle birlikte, akıntının süresi ve miktarı kişiden kişiye büyük ölçüde değişir. Bazı kadınlarda, kanama öncesi göğüslerde ve karnın alt bölgelerinde duyarlık ve ağrı, duygusal gerilim ya da dokularda sıvı birikmesine bağlı gerginlik görülebilir. Kanama sırasında da, dölyatağı parçalanmış dokuları ve kanı dışarı atmak için kasıldığında az ya da çok ağrı duyulabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Adet görme genellikle, yumurtalık etkinliğinin yavaş yavaş azalarak sona erdiği 45-50 yaşlarına kadar devam eder. Adet dönemleri birden kesilebilirse de, çoğunlukla önce düzensizleşmeye, sonra girgide seyreklemeye başlar. Menopoz olarak da bilinen adet kesilme, kadında üretken dönemin sona erdiğini gösterir. Hormon dengesizliğine, alt karın bölgesindeki organların hastalığına ya da duygusal gerilimlere bağlı olan düzensiz ya da aşırı kanamalar, dismenore denilen ağrılı adet görme ve amenore denilen ağrılı adet görme ve amenero adet yokluğu, adet görmeye ilişkin başlıca işlev bozukluklarıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Gebelik sırasında ve doğumu izleyen belli bir süre içinde adet görülmemesi normaldir. Çocuğunu emziren annelerde altı ay kadar adet kanaması olmayabilir. Yumurtlama, her adet çevrimin hemen hemen tam ortasında gerçekleşir ve o andan başlayarak yaklaşık iki gün boyunca yumurta döllenmeye elverişli durumdadır. Gebelikten korunmak için uygulanan takvim yöntemi, çou kadında yumurtlamanın hep aynı zamana rastlaması ilkesine dayanır. Oysa, her ay sabit uzunlukta olmayan düzensiz adet çevrimlerinde yumurtlama zamanı belirli olmadığı gibi, genellikle düzenli addet gören kadınlarda da yumurtlama zamanı umulmadık değişiklikler gösterebilir. Bazı kadınlarda kısırlığın nedeni düzenli adet kanamasına karşın yumurtalığın yumurta üretmemesidir. Gebeliği önleyici hap alan kadınlarda da, yumurtlamasız adet çevrimlerine rastlanır.</p>
<div id="crp_related"><h3>Ayrıca Bakınız:</h3><ul><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/adet-kanamasi-regl/" rel="bookmark" class="crp_title">Adet Kanaması ( Regl )</a></li><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/kizartma-kofte/" rel="bookmark" class="crp_title">Kızartma Köfte</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aklindanevarsa.com/adet-gorme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adet Kanaması ( Regl )</title>
		<link>http://www.aklindanevarsa.com/adet-kanamasi-regl/</link>
		<comments>http://www.aklindanevarsa.com/adet-kanamasi-regl/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 19:33:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aklindanevarsa.com/?p=1021</guid>
		<description><![CDATA[Yumurtanın döllenmediği için dölyatağına yerleşememesi durumunda, döllenmiş yumurtayı kabul etmek üzere hazırlanmış olan dölyatağı mukozasının işlevsel tabakası yıkıma uğrar ve kadın üreme organından sıvı kan halinde atılır.  Buna adet kanaması denir. İlk adet ( menarş ) , ergenlik çağında 11 ile 16 yaşları arasında görülür ve adet kanaması ortalama 28 günde bir tekrarlanır. Adet döngüsünün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yumurtanın döllenmediği için dölyatağına yerleşememesi durumunda, döllenmiş yumurtayı kabul etmek üzere hazırlanmış olan dölyatağı mukozasının işlevsel tabakası yıkıma uğrar <a href="http://www.aklindanevarsa.com"target="_blank"title="Aklında ne Varsa?" >ve</a> kadın üreme organından sıvı kan halinde atılır.  Buna adet kanaması denir.<span id="more-1021"></span><br />
İlk adet ( menarş ) , ergenlik çağında 11 ile 16 yaşları arasında görülür ve adet kanaması ortalama 28 günde bir tekrarlanır. Adet döngüsünün ( ya da çevriminin ) düzeni hipofiz- hipotalamus ile yumurtalık hormanları arasındaki hassas dengeye bağlıdır. 28 günlük normal döngüde yumurtlama öncesi ve yumurtlama sonrası olmak üzere iki evre vardır. Bu iki evre adet öncesi 14 gün ve adet sonrası 14 gün olarak hesaplanır. İklim ,ırk. kalıtım gibi etkenler bu sürede ve adet düzeninde değişikliklere neden olur.<br />
Yumurtalıkların ve dölyatağının etkinliği, hipofiz ve hipotalamusun denetimi altındadır.Yumurtanın döllenmemesi durumunda yumurtalığın ürettiği östrojen ve progesteron hormonlarının düzeyi hızla düşer. Böylece bir yandan adet kanaması başlar, bir yandan da yeni adet çevirminin başlaması için hipofiz ve hipotalamus uyarılır.<br />
Adet görme son adet olan menapozla biter.</p>
<div id="crp_related"><h3>Ayrıca Bakınız:</h3><ul><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/adet-gorme/" rel="bookmark" class="crp_title">Adet Görme</a></li><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/hayit-suyu/" rel="bookmark" class="crp_title">Hayıt Suyu</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aklindanevarsa.com/adet-kanamasi-regl/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aerobik Nedir?</title>
		<link>http://www.aklindanevarsa.com/aerobik-nedir/</link>
		<comments>http://www.aklindanevarsa.com/aerobik-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2012 05:47:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aklindanevarsa.com/?p=2833</guid>
		<description><![CDATA[Bedenin oksijen alma etkinliklerini artırmak amacıyla geliştirilmiş egzersiz sistemi. Yürüme, koşma, yüzme, dans ve bisiklete binme gibi tipik aerobik egzersizleri, kalp ve akciğerin çalışmasını artırarak bedende yararlı değişiklikler sağlamayı amaçlar. Her egzersizde harcanan enerji miktarını göstermek için puan sistemine dayanan çizelgeler kullanılır. Bireyler bu egzersizleri hem daha iyi, hem de daha uzun süre yapar duruma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.aklindanevarsa.com/wp-content/uploads/resim/aerobik-nedir.jpg"><img class="alignright  wp-image-2741" style="border: 1px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="aerobik-nedir" src="http://www.aklindanevarsa.com/wp-content/uploads/resim/aerobik-nedir.jpg" alt="" width="200" height="170" /></a>Bedenin oksijen alma etkinliklerini artırmak amacıyla geliştirilmiş egzersiz sistemi. Yürüme, koşma, yüzme, dans <a href="http://www.aklindanevarsa.com"target="_blank"title="Aklında ne Varsa?" >ve</a> bisiklete binme gibi tipik aerobik egzersizleri, kalp ve akciğerin çalışmasını artırarak bedende yararlı değişiklikler sağlamayı amaçlar. <img title="More..." src="http://www.aklindanevarsa.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" /><span id="more-2833"></span>Her egzersizde harcanan enerji miktarını göstermek için puan sistemine dayanan çizelgeler kullanılır. Bireyler bu egzersizleri hem daha iyi, hem de daha uzun süre yapar duruma geldiklerinde, bu puan sistemi aracılığı ile gelişmelerini ölçebilirler. Farklı yaş grupları ve egzersiz türleri için farklı aerobik çizelgeleri geliştirilmiştir.</p>
<div id="crp_related"><h3>Ayrıca Bakınız:</h3><ul><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/adi-ortaklik-nedir/" rel="bookmark" class="crp_title">Adi Ortaklık Nedir?</a></li><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/kat-silmesi-nedir/" rel="bookmark" class="crp_title">Kat Silmesi Nedir?</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aklindanevarsa.com/aerobik-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağız Kokusu</title>
		<link>http://www.aklindanevarsa.com/agiz-kokusu/</link>
		<comments>http://www.aklindanevarsa.com/agiz-kokusu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 12:02:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aklindanevarsa.com/?p=212</guid>
		<description><![CDATA[Ağız kokusu çeşitli hastalıklar sırasında ortaya çıkabilen bir belirtidir. Organik bozukluklar, toksinler, mikroplanma ve bazen nöropsikiyatrik rahatsızlıklar ağız kokusuna yol açabilir. Ağız kokusunun en sık rastlanan nedeni ağız içindeki bozukluklar ve değişikliklerdir.Örneğin diştaşları olan ve dişleri normal konumlarında bulunmayan kişilerde ağız bakımının yetersiz kalması ağız kokusuna yol açar. Dişeti iltihabı ( jinjivit ), ağıziçi iltihabı (stomatit ), [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #333333;">Ağız kokusu çeşitli hastalıklar sırasında ortaya çıkabilen bir belirtidir. Organik bozukluklar, toksinler, mikroplanma <a href="http://www.aklindanevarsa.com"target="_blank"title="Aklında ne Varsa?" >ve</a> bazen nöropsikiyatrik rahatsızlıklar ağız kokusuna yol açabilir. Ağız kokusunun en sık rastlanan nedeni ağız içindeki bozukluklar ve değişikliklerdir.<span id="more-212"></span>Örneğin diştaşları olan ve dişleri normal konumlarında bulunmayan kişilerde ağız bakımının yetersiz kalması ağız kokusuna yol açar. Dişeti iltihabı ( jinjivit ), ağıziçi iltihabı (stomatit ), diştaşı oluşumu, derin diş çürükleri, kokuşmuş diş köklerinin varlığı, iyi temizlenmeyen ve uygun olmayan protezlerin kullanımı gibi etkenlerle ağız mukozasının hastalanması daha büyük önem taşır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #333333;">Polipler ve burun bölmesi ( septum ) eğrilmesi sonucunda burun boşluklarının daralmasına ya da geniz bademciklei ( adenoit ) iltihabına bağlı olarak burun yerine ağızdan soluyan kişilerde de ağız kokusuna rastlanır. Çünkü ağızdaki kuruluk ve kan toplanması ( konjestiyon ) mukozanın kolayca kanamasına yol açar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #333333;">Burunda atrofik nezle ve üstçene sinüziti, yutakta kronik bademcik iltihabı, yemek borusunda daralma ( stenoz ) ve mukoza çökmesi ( divertikül oluşumu ), mide ve bağırsakta gastrit, ülser ve kolit, karaciğer ve safrakesesi ile bu organların kanallarında iltihap ve taş, solunum yollarında larenjit, soluk borusu iltihabı ve bronşit gibi hastalıklar da ağız kokusuna yol açar. Sinirsel gerginlikler sindirim işlevlerini bozarak ağız kokusuna neden olabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #333333;">Kadınların adet dönemlerinde ve gebelikleri boyunca, ağız mukozalarında kan toplanmasıa bağlı olarak koku oluşabilir. Ateşli hastalıklar sırasında hasta ağızdan soluduğu ve tükürük salgısı azaldığı için ağız kokusu ortaya çıkabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #333333;">Ağız Kokusunun Giderilmesi:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #333333;">Ağız kokusu ancak dikkatli bir incelem sonucunda nedeninin belirlenip tedavisin yapılması sonucu ortadan kalkar. Ağız kokusunun geçici giderilmesi için mikrop öldürücü ( antiseptik ) ve koku giderici etkileri nedeniyle klorofil, bergamot esansı ve yüzde 1 potasyum permanganat içeren gargaralar kullanılabilir.  Ama asıl neden ortadan kaldırılmadıkça ağız kokusu yeniden ortaya çıkar.</span></p>
<div id="crp_related"><h3>Ayrıca Bakınız:</h3><ul><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/karalahana-diblesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Karalahana Diblesi</a></li><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/alman-pastasi/" rel="bookmark" class="crp_title">Alman Pastası</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aklindanevarsa.com/agiz-kokusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AIDS Nedir?</title>
		<link>http://www.aklindanevarsa.com/aids-nedir/</link>
		<comments>http://www.aklindanevarsa.com/aids-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Apr 2011 22:28:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aklindanevarsa.com/?p=2270</guid>
		<description><![CDATA[AIDS (Edinilmiş Bağışıklık Yetersizliği Sendromu), insan bağışıklık sistemin yıkıma uğratarak, hastayı çeşitli enfeksiyonlara karşı suvunmasız bırakan, sinir sistemi hücrelerini doğrudan öldüren ve virüs yapısındaki bir gen aracılığı ile Kaposi sarkomu olarak bilinen kanser hastalığına neden olan virüs kökenli hastalık. Hastalığın bulaşması, AIDS&#8217;li bir hastanın kan, ersuyu ya da dölyolu suyu gibi virüs taşıyan vücut salgıları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">AIDS (Edinilmiş Bağışıklık Yetersizliği Sendromu), insan bağışıklık sistemin yıkıma uğratarak, hastayı çeşitli enfeksiyonlara karşı suvunmasız bırakan, sinir sistemi hücrelerini doğrudan öldüren <a href="http://www.aklindanevarsa.com"target="_blank"title="Aklında ne Varsa?" >ve</a> virüs yapısındaki bir gen aracılığı ile Kaposi sarkomu olarak bilinen kanser hastalığına neden olan virüs kökenli hastalık. Hastalığın bulaşması, AIDS&#8217;li bir hastanın kan, ersuyu ya da dölyolu suyu gibi virüs taşıyan vücut salgıları ile yeni bir insanın kan dolaşımının kirlenmesi sonucu gerçekleşir. Virüsün bulaşması ise, cinsel ilişki, bebek emzirme, virüsün bulaştığı enjektörlerin ya da virüslü kan ve kan ürünlerinin kullanılması ile gerçekleşir.<span id="more-2270"></span> AIDS hava yolu ile ya da yakın fiziksel temasla bulaşmaz; hapşırmak ya da öksürmek ile bulaşmadığı kesin olarak bilinir, tükürük ve gözyaşı ile bulaşma konusu ise kanıtlanmamıştır. Bir insan AIDS virüsü aldıktan sonra kuluçka dönemi oldukça uzundur, yetişkinlerde hastalık belirtileri görülmesi ortalama sekiz yıl sonra başlar. Bu süre beş yaşından küçük çocuklarla 60 yaşından büyüklerde daha kısadır.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsan bağışıklık yetersizliği virüsünün başlıca iki türü bilinmektedir. HIV-1 adı verilen birinci tür ilk olarak 1981&#8242;de ABD&#8217;de saptanmış ve Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün tahminlerine göre dünya çapında 300 bin hastada ve 5-10 milyon insanda belirtisiz olarak, bulaşmış halde bulunmaktadır. HIV-2 adı verilen ikinci tür ise daha çok Batı Afrika&#8217;da, daha seyrek olarak da dünyanın öteki bölgelerinde görülmektedir. HIV-1 virüsünün başlıca kurbanları erkek eşcinseller, damar yolu ile uyuşturucu kullananlar, hemofili ya da başka hastalıklar nedeniyle sık sık kan nakli yapılan hastalar, eşlerine virüs bulaşmış olan kadınlar ve bu kişilerin doğurduğu çocuklardır. Üzerinde daha az araştırma yapılmış olan ve daha seyrek görülen HIV-2 virüsünün ise daha çokkadın erkek arasındaki cinsel birleşme yolu ile bulaştığı sanılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsanların çoğu AIDS bulaştıktan sonra belirli bir süre tamamen normal ve sağlıklı görülürler. Ancak birkaç yıl sonra buinsanlarda AIDS bağlantılı kompleks (ARC) adı verilen bir rahatsızlıklar dizisi görülmeye başlar. Bu kompleksin belirtileri, aralıklı ya da sürekli ateş, halsizlik, zayıflama, ishal, kırıklık, kilo kaybı, kanda T-lenfositlerin aşırı azalması, ağızda aft adı verilen mantar enfeksiyonları ve öncelikle kasık, boyun ve koltuk altında olmak üzere lenf bezlerinin genel şişmesidir (lenfadenopati).ARC belirtileri bir süre devam ettikten sonra ya tamamen kaybolur ya da daha ağır bir tablo olan AIDS belirtilerine dönüşür. Araştırmalar, ARC belirtilerinin AIDS tablosuna dönüşme tehlikesinin, kuluçka dönemi uzadıkça arttığını göstermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">AIDS&#8217;li hastanın bağışıklık sistemi yıkıma uğradıkça, kan dolaşımına yayılan AIDS virüslerinin etkisi ile hastada tekrarlayıcı ve sürekli fırsatçı enfeksiyonlar görülmeye başlar. Fırsatçı enfeksiyonlar bağaşlıca hastalıklardır. AIDS&#8217;liler aşırı zayıflar ve bir süre sonra bunama başlar. Hastalık ışıklık sistemi normal olan insanları etkilemeyen mikropların bağışıklık sistemi yıkıma uğramış AIDS&#8217;lihastalarda öldürücü de olabilenya da çok ağır seyreden enfeksiyonlara yol açması durumudur. Bu enfeksiyonlara yol açan etkenler bakteriler, mantarlar ya dabaşka virüsler olabilir. Antibiyotik tedavisi ve başka önlemler ile belirli başarılar sağlanabilirse de, genellikle yeni bir fırsatçı enfeksiyo gelişir ve hastayı oldukça zor durumda bırakır. En sık görülen fırsatçı enfeksiyon, Pneumocystis carinii adlı fırsatçı organizmanın yol açtığı özel bir zatüree tipidir. AIDS kurbanlarında bazı tümörlerin görülme sıklığı artar. Bunların en yaygını, deridekoyu mavi ya da kızıllekeler ve vücutta yaygın tümör kitleleri oluşumu ile seyreden Kaposi sarkomudur.</p>
<div id="crp_related"><h3>Ayrıca Bakınız:</h3><ul><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/grip-hastaligi/" rel="bookmark" class="crp_title">Grip Hastalığı</a></li><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/su-cicegi/" rel="bookmark" class="crp_title">Su Çiçeği ve Tedavisi</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aklindanevarsa.com/aids-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akupunktur nedir?</title>
		<link>http://www.aklindanevarsa.com/akupunktur-nedir/</link>
		<comments>http://www.aklindanevarsa.com/akupunktur-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2012 04:28:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aklindanevarsa.com/?p=2853</guid>
		<description><![CDATA[Ağrı duyumunu ortadan kaldırmak amacıyla Çinliler tarafından tasarlanan ve bugün hala dünyanın birçok yerinde uygulanan eski tıp tekniği. Bugün Çin&#8217;de cerrahlar pirinç saplı iğnelerin vücudun hangi noktalarına batırılacağını gösteren eski şemalara dayanarak, akupunkturu bir anestezi yöntemi olarak uygularlar. 1971&#8242;de Pekin&#8217;de akupunktur anestezisiyle yapılan bir yumurtalık kisti ameliyatını izleyen ABD&#8217;li iki bilim adamı, bileklerine iğneler batırılan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.aklindanevarsa.com/wp-content/uploads/resim/akupunktur-nedir.jpg"><img class="alignright  wp-image-2741" style="border: 1px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="akupunktur-nedir" src="http://www.aklindanevarsa.com/wp-content/uploads/resim/akupunktur-nedir.jpg" alt="" width="200" height="170" /></a>Ağrı duyumunu ortadan kaldırmak amacıyla Çinliler tarafından tasarlanan <a href="http://www.aklindanevarsa.com"target="_blank"title="Aklında ne Varsa?" >ve</a> bugün hala dünyanın birçok yerinde uygulanan eski tıp tekniği. Bugün Çin&#8217;de cerrahlar pirinç saplı iğnelerin vücudun hangi noktalarına batırılacağını gösteren eski şemalara dayanarak, akupunkturu bir anestezi yöntemi olarak uygularlar. 1971&#8242;de Pekin&#8217;de akupunktur anestezisiyle yapılan bir yumurtalık kisti ameliyatını izleyen ABD&#8217;li iki bilim adamı, bileklerine iğneler batırılan hastanın ameliyat süresince bilincini hiç yitirmediği ve hiçbir rahatsızlık belirtisi göstermediğini açıklamışlardı.<span id="more-2853"></span> O günden bu yana Batılı bilim adamları bu türden pek çok ameliyatı izlemiş ve akupunkturun ağrı duyumu üstündeki etkisini araştırmıştır. Vücudun belirli bir noktasına batırılan bir iğnenin başka bir noktada belirli bir tepkiye yol açtığını gözlemlemiş olmalarına karşın, Çinliler bile akupunkturun etkisini tam olarak açıklayamamaktadır. Hastalığı vücut güçleri arasındaki dengesizliğin bir sonucu olarak gören Batı tıbbı isei akupunkturu öteden beri metafizik bir tedavi yöntemi olarak düşünmüştür. Akupunkturun etkisini kabul etmeyen Batılı bilim adamları, eski Batı tıbbının bir uygulaması olan ve vücut sıvılarını denetim altına alarak enerji dengesini düzenlediğine inanılan kan alma yöntemiyle akupunktur arasında bir benzerlik kurarlar. Öte yandan akupunkturun etkisine inanmakla birlikte bilimsel açıklmasını yapamayan karşı görüşteki bilim adamları da, bu yöntemin büyük olasılıkla vücudun savunma mekanizmasında bulunan, protein yapısındaki interferonları harekete geçirdiğini savunurlar. Akupunkturun bazı vücut güçlerini uyararak, bazılarını bastırarak hastalığı önlediği ya da denetim altına aldığı sanılmaktadır. Sıtma, mide hastalıkları, uykusuzluk, romatizma ve eklem hastalıklarının tedavisinde, ayrıca sağır-dilsizlere yeniden işitme duyumu kazandırmak amacıyla genellikle akupunktura başvurulur.</p>
<div id="crp_related"><h3>Ayrıca Bakınız:</h3><ul><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/anti-psikiyatri-nedir/" rel="bookmark" class="crp_title">Anti psikiyatri nedir?</a></li><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/protein-eksikligi/" rel="bookmark" class="crp_title">Protein Eksikliği</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aklindanevarsa.com/akupunktur-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Altıncı Hastalık</title>
		<link>http://www.aklindanevarsa.com/altinci-hastalik/</link>
		<comments>http://www.aklindanevarsa.com/altinci-hastalik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Oct 2009 22:41:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Altıncı Hastalık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aklindanevarsa.com/?p=1945</guid>
		<description><![CDATA[Virüs kökenli döküntülü bir enfeksiyon hastalığıdır. Altıncı hastalık genellikle süt çocuklarında, olguların% 95’ i iki yaşından önce görülür. İki yaşın üstündeki çocuklarda genellikle yanlışlıkla altıncı hastalık tanısı konur. Hastalık çok sık her iki cinste de, daha çok ilkbahar ve sonbaharda ortaya çıkar. Virüsün bulaşıcılığı azdır. Kuluçka dönemi genellikle 9 ila 12 gündür. Hastalık yüksek ateş, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Virüs kökenli döküntülü bir enfeksiyon hastalığıdır. Altıncı hastalık genellikle süt çocuklarında, olguların% 95’ i iki yaşından önce görülür. İki yaşın üstündeki çocuklarda genellikle yanlışlıkla altıncı hastalık tanısı konur. Hastalık çok sık her iki cinste de, daha çok ilkbahar <a href="http://www.aklindanevarsa.com"target="_blank"title="Aklında ne Varsa?" >ve</a> sonbaharda ortaya çıkar. Virüsün bulaşıcılığı azdır.<span id="more-1945"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Kuluçka dönemi genellikle 9 ila 12 gündür. Hastalık yüksek ateş, uykusuzluk, huzursuzluk, boğaz ve konjoktivada kızarıklık ve bademciklerde şişme ile başlayabilir. Bazen de hiçbir belirti göstermez. Üç gün sonra ateş birden düşer, genel durum düzelir ve özellikle gövde, boyun ve kalçalarda yaygınlaşan döküntü ortaya çıkar. Döküntüler en fazla bir iki gün sürer, iz bırakmadan kaybolur. Deri kimi zaman hafif pullanarak dökülür.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı olgularda kendine özgü belirtiler de olabilir. Bunların en önemlileri sindirim güçlüğü ve nörolojik belirtilerdir. Tedavi belirtilerin giderilmesine yöneliktir. İlk günlerde ateş düşürülür ve hastanın döküntüler kaybolana kadar dinlenmesi önerilir. Aşısı henüz yoktur.</p>
<div id="crp_related"><h3>Ayrıca Bakınız:</h3><ul><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/besinci-hastalik/" rel="bookmark" class="crp_title">Beşinci Hastalık</a></li><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/kizil-hastaligi-ve-tedavisi/" rel="bookmark" class="crp_title">Kızıl Hastalığı ve Tedavisi</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aklindanevarsa.com/altinci-hastalik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amniyosentez Nedir?</title>
		<link>http://www.aklindanevarsa.com/amniyosentez-nedir/</link>
		<comments>http://www.aklindanevarsa.com/amniyosentez-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 May 2011 16:58:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Amniyosentez]]></category>
		<category><![CDATA[Amniyosentez Nedir?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aklindanevarsa.com/?p=2498</guid>
		<description><![CDATA[Amiyosantez olarak da yazılır, rahimde dölütü kuşatan amniyon sıvısından örnek alma işlemi. Gebeliğin 15-16.haftalarında, bölgesel anestezi altında rahim boynundan içeri sokulan bir iğneyle bir miktar amniyon sıvısı çekilir. Dölütün derisinden ve mukoza zarlarından dökülerek bu sıvıya karışan hücreler incelenerek, dölütte kromozom bozukluğuna bağlı bir hastalık olup olmadığı araştırılır. Dölütün sağlığını ve doğumu tehdit eden bazı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Amiyosantez olarak da yazılır, rahimde dölütü kuşatan amniyon sıvısından örnek alma işlemi. Gebeliğin 15-16.haftalarında, bölgesel anestezi altında rahim boynundan içeri sokulan bir iğneyle bir miktar amniyon sıvısı çekilir. Dölütün derisinden <a href="http://www.aklindanevarsa.com"target="_blank"title="Aklında ne Varsa?" >ve</a> mukoza zarlarından dökülerek bu sıvıya karışan hücreler incelenerek, dölütte kromozom bozukluğuna bağlı bir hastalık olup olmadığı araştırılır. <span id="more-2498"></span>Dölütün sağlığını ve doğumu tehdit eden bazı biyokimyasal bozuklukların tanısı da bu yolla konabilir. Özellikle 35 yaşından sonraki gebeliklerde sık görülen Down sendromunu araştırmak için amniyosenteze başvurulur. Bazı kalıtımsal kan hastalıklarında ve orak hücreli kansızlıkta da, doğumdan aylar önce tanı konulması açısından yararlıdır. Bu yöntemle ciddi bir kalıtımsal bozukluk saptandığında, istenirse gebeliği sona erdirme kararı alınabilir.</p>
<div id="crp_related"><h3>Ayrıca Bakınız:</h3><ul><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/amniyon-nedir/" rel="bookmark" class="crp_title">Amniyon Nedir?</a></li><li><a href="http://www.aklindanevarsa.com/eklem-agrilari/" rel="bookmark" class="crp_title">Eklem Ağrıları</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aklindanevarsa.com/amniyosentez-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

