logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 02-23-2012
Saat: 05:52

Aklında ne varsa?

Araştırmayı kendimize dert edindik.
Site Map Contacts anasayfa


TAKVİM

February 2012
M T W T F S S
« Jan    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829  

POPÜler YAZILAR

SON YORUMLAR

  • büşra: biraz kısası gokmu ??????? :D
  • emirhan: mükemmel
  • muhammet: cok güzel…
  • eğlence: iyi süper akıllıca harika yani isah baş harfleri
  • ceyda: GÜZEL BİR ANLATI ÖDEVİME YARDIMCI OLDU:)…
Buradasiniz: Anasayfa » Eğitim » Ödev » Tarih
yazarYazar: admin | tarihTarih: 13 February 2012 / 16:00

Abbasiler, tarihte muhtelif hanedanların adıdır.
Bunların tarih açısından en önemlisi Bağdat halifesidir. Peygamberin amcası el-Abbas bin Abdulmuttalib bin Hâşim soyundan gelen hanedandır. Abbas’ın soyundan gelenler, ilk dört halife ve Emevîler döneminde, Araplar tarafından zapt edilen eyaletlerde çoğaldı ve güç kazandılar. Peygamberle olan akrabalıkları, bunlara her yerde büyük itibar sağlıyordu. Özellikle o dönemde bugünkünden çok daha geniş olan Horasan eyaletinde fazla taraftarları vardı. Emevileri devirerek kendi ailelerini tahta çıkarmak düşüncesi Abbasilerde giderek gelişmişti. Bu hedeflerine erişmekte, özellikle devletin Doğu eyaletlerinde pek çok taraftan olan ve hilafet üzerinde en çok kendilerinin hak sahibi oldukları iddiasında bulunan Halife Ali ahfadından destek gördüler. Abbasiler büyük bir ustalıkla, Emevîlere karşı Iran halkı ve doğudaki Arap askerleri arasında, eylemli propaganda yapmak konusunda, Ali soyundan gelenlerin desteğini sağlamayı başardılar.

yazarYazar: admin | tarihTarih: 9 February 2012 / 16:00

Adını Arapça, “kardeşim” anlamına gelen “ahî” veya “cömert” anlamına gelen Türkçe “akı” sözcüğünden alan, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde yaygınlık kazanan esnaf örgütü. Kökü Orta Asya’ya kadar uzanan ahiliğin tasavvuftaki “fütüvvet”le ahlâk ve dünya görüşü bakımından yakınlığı bulunduğu muhakkaktır. Ahiliğin Anadolu’daki temeli, Moğol istilâsından kaçarak Anadolu’ya gelen Horasanlı esnaf ve zanaatçılar arasında bulunan Baba İlyas tarafından atılmıştır. Ahîliği 13. yüzyılda ilk kez bir kurum halinde gerçekleştiren Ahî Evren’dir. Ahî Evren, bu kurumun etkinliği yoluyla Anadolu’ya gelen esnaf ve sanatkârları bir araya getirmiştir.

yazarYazar: admin | tarihTarih: 18 February 2012 / 16:00

Anadolu Selçuklu devletine karşı dinsel-siyasal Türkmen ayaklanması (1240). Kentlerdeki Sünni halka dayalı bir devlet örgütü kuran Anadolu Selçukluları sınırlarda ve kırsal bölgelerde yaşayan Türkmenleri giderek dışladılar. Ekonomik ve toplumsal açıdan olduğu kadar dinsel inançları bakımından da kentlilerden ayrılan Türkmenler’in İslamlığı kentlerin Sünni İslamlığından farklı, Türkler’in eski Şaman geleneklerinin, tasavvuf biçimine girmiş Şiiliğin, bazı yerel inançların etkisini taşıyan bir İslamlıktı. Kırsal kesimde dinsel yaşamın düzenleyicileri, kentlerdeki Sünni Ulemadan çok farklı, eski Türk Şamanlarının İslamlaşmış bir devamından başka bir şey olmayan Türkmen babalarıydı.

yazarYazar: admin | tarihTarih: 23 December 2011 / 21:20

1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda imzalanan Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması’nın (3 Mart 1878) yerine geçmek üzere, Osmanlı Devleti, Rusya, Fransa, Avusturya-Macaristan, İngiltere ve Almanya arasında yapılan antlaşma (13 Temmuz 1978).

Avusturya dışişleri bakanı Kont Gyula Andrassy’nin 6 Mart 1878′de yaptığı resmi çağrı üzerine, 13 Haziran’da Berlin’de bir kongre toplandı. Alman şansölyesi Ottovon Bismarck’ın başkanlık ettiği bu kongrede Osmanlı Devleti’ni Müşir Mehmed Ali Paşa, Berlin büyükelçisi Sadullah Bey ve Nafia Nazırı Aleksandr Karadotori Paşa temsil ettiler.

yazarYazar: admin | tarihTarih: 25 December 2011 / 13:17

Almanca Berlinier Mauer, 1961-89 arasında Batı Berlin’i kuşatan ve çevresindeki Doğu Almanya (ADC) topraklarıyla Doğu Berlin’den geçişi engelleyen duvar. 1949-61 arasında 2,5 milyon Doğu Almanyalı Batı Almanya’ya (AFC) kaçtı. Gidenler arasında nitelikli işçilerin, meslek sahipleri ve aydınların oranı giderek artıyordu. Bu nitelikli kişilerin Doğu Almanya’dan ayrılmaları, ülkenin ekonomik varlığını sarsacak düzeye gelmişti. Doğu Almanya buna karşı Batı Almanya’ya bir geçiş yolu durumunda olan Batı Berlin’e geçmeyi engelleyecek bir duvar ördü. İlk duvar Doğu Alman Halk Meclisi’nin (Volkskammer) 12 Ağustos 1961′de aldığı bir kararla 12-13 Ağustos günlerinde örüldü.

yazarYazar: admin | tarihTarih: 5 February 2012 / 4:54

Bumin Kağan (ö. 552), Göktürk Devletinin kurucusu ve ilk hükümdarı.

Altay Dağlarının doğu eteklerinde demircilik sanatıyla uğraşan ve Avarlara bağlı olan Tukyulardandı. Tukyuların başına geçtikten sonra Türk boylarını birleştirerek Avarlann egemenliğine son vermek için çalışmalara başladı. Bu amaçla Tabgaçlann başındaki Türk asıllı, ama zamanla Çinlileşmiş Wei hanedanıyla siyasal ilişkiler kurdu (534). 546’da Avarların egemenliğindeki Tölesler ayaklanınca, Avar hükümdan Anakay tarafından ayaklanmayı bastırmakla görevlendirildi.

yazarYazar: admin | tarihTarih: 2 February 2012 / 16:00

Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşında Yunan ordusuna kesin darbeyi vuran Türk askeri harekâtı (26-30 Ağustos 1922). Taarruz sonunda dağılan, İzmir ve Bandırma yönünde çekilen Yunan birlikleri izlenerek kısa sürede Anadolu’dan çıkarıldı.
Yunanlıların Sakarya Savaşı’nda yeni, giye uğramasının ardından, Anadolu’daki savaşın gidişi değişmiş ve askeri üstünlük Türk ordularının eline geçmişti. Başkomutan Mustafa Kemal son ve büyük bir saldırıyla Yunanlıları kesin yenilgiye uğratmayı planlıyordu, öte yandan Yunanlılar, Anadolu’daki başarısızlıklarını dengelemek için, 1922 başlarında bir saldırıyla İstanbul’u ele geçirip siyasal konjonktürü değiştirmeyi düşünüyordu. Bu amaçla oldukça büyük bir askeri kuvveti Trakya’ya geçirmelerine karşın, bu girişim İtilaf  Devletleri’nce engellendi.

yazarYazar: admin | tarihTarih: 27 January 2012 / 5:16

Tam adı Ebu Musa Cabir Bin Hayyan El-Azdi, Latince Geber ( d.y.721, Tus İran – ö.y.815, Kufe, Irak ), ” Arap Kimya Bilimin babası ” diye anılan simyacı.

Cabir doğduktan kısa bir süre sonra babası, Abbasilerin Emevi Hanedanının yıkmak için düzenledikleri bir suikaste karıştığı gerekçesiyle boynu vurularak idam edildi.

Arabistan’a gönderilen Cabir orada şii meshebine katıldı. Tıp da dahil olmak üzere, bilimin pek çok dalında çalıştığı sanılmaktadır. Abbasilerin 750′de Emevilerin yerine geçmesinden sonra Cabir, Abbasi Halifesi Harun Reşit’in ( hd 786-809 ) saray doktoru oldu. Kendisine pekçok bilimsel konuda esin veren 6. şii İmamı Cafer Sadık’ın da yakın dostuydu.

yazarYazar: admin | tarihTarih: 3 February 2012 / 4:27

Cariye, İslam ülkelerinde kadın köleye verilen ad. Savaş ve baskınlarda ele geçirilen kadın ve kızlar, fizik ve ırk özelliklerine göre belirlenen fiyatlarla cariye olarak satılırdı. En güzel ve yeteneklileri de hükümdar sarayına alınırdı. Genelde hizmet işlerinde kullanılan ve İslam hukukuna göre eşyadan farklı sayılmayan cariyeleri azat etmek sevap sayılırdı. Azat edilen cariyelere bu durumu gösteren ve ıtkname denen bir belge verilirdi.

Osmanlı sarayına hemen her ırk ve kavimden cariye alınmış, ama en çok Çerkeş, Gürcü ve Abhaz cariyeler rağbet görmüştür. Cariyelerin birçoğu hizmet görmek için alındığından, bunlar çamaşır, külhan, kiler, sofra işlerine verilirdi.

Kategori: Tarih

Emeviler

yazarYazar: admin | tarihTarih: 18 February 2012 / 4:00

Dört halife döneminden sonra Arap İmparatorluğumda Muaviye ile başlayan, Mekkeli Kureyş kabilesinden bir hanedan. Beni Ümeyye ailesinden gelen bu hanedan, aile bakımından Hz, Peygamber döneminden beri hareketlilik içindedir. Nitekim Hz. Muhammed’e karşı mücadele veren Ebu Süfyan bu ailenin ileri gelenlerinden olduğu gibi, Hz. Osman’da Beni Ümeyye’dendi. Fakat Hz. Osman, baştan itibaren Hz. Peygamberle beraber olanlar arasında bulundu ve Hz. Peygamber’in vefatından sonra da üçüncü halife oldu. Ebu Süfyan da Hz. Peygamber’in yanında savaşlara katılmıştı. Fakat bu beraberlik, ancak Mekke’nin Peygamber tarafından alınmasından ve Ebu Süfyan’ın İslam’ı kabul etmesinden sonra gerçekleşebilmişti. Beni Ümeyye ailesinden kişiler de aynı yoldan giderek kısa süre içinde devlet teşkilatında önemli görevlere getirilmişlerdir.

yazarYazar: admin | tarihTarih: 8 February 2012 / 16:00

Eski Türklerin ilk dininin Şamanizm olduğu yolunda bir zamanlar çok tekrarlanan görüş artık terkedilmiştir. Şamanizmin, Türklerin ilk dini olduğu görüşünün terkedilmesinde. hem yeni bulguların rolü olmuş, hem de Şamanizmin inancı ve törenleri ile kurumlaşmış bir din değil, bir büyücülük, sihirbazlık, meczup bir ihtiyarın, tabiat güçlerini, ölüm ve hayatı, geleceği kontrol ettiği şeklinde garip hareketlerle konuşması (ki bugün de bu arz gösteriler yapılmakta) olduğunun anlaşılmışı da rol oynamıştır.

Yerli ve yabancı din tarihçilerine göre eski Türkler “Atalar kültü”, “Tabiat kültü” ve “Gök tanrı kültü” olmak üzere üç temelden oluşan bir dine inanıyorlardı. Her ne kadar, Şamanizm bazı Türk guruplarında kısmen kabul görmüşse de bu anlayış hiçbir zaman bütün Türklerin dini olmamıştır.

Kategori: Tarih

Fatımiler

yazarYazar: admin | tarihTarih: 17 February 2012 / 4:00

Mısır ve Kuzay Afrika’da 909-1171 yılları arasında hâkimiyet kuran İsmailiye-Şiî mezhebine bağlı hanedan. İsmi, Hazreti Peygamber’in kızı ve Hazreti Ali’nin eşi Fatma’dan gelen hanedanı Ubeydullah kurmuştur. Hazreti Ali’nin soyundan olan Fatimilerde imam-halifelik babadan oğula geçiyordu. Fatimilerin soy ağacı, çeşitli tartışmalara neden olmuş, İsmailiye-Şiî kaynaklar bile bu konuda ittifak etmemişlerdir.
“Bu durumun tarihsel ve dinsel bir önemi vardır, çünkü Ubeydulah’ın (ya da Abdulah) gerçekten yedinci imamın soyundan olup olmadığı ve ismaili öğretisinde tanımlandığı gibi İslamın reformcusu ya da kendisinin ifade ettiği gibi “Mehdi” mi olduğu tartışmalıdır. Gerçekte hiçbir meclisin onayından geçmemiş olan bu unvan, Ali ile Fatıma’nın oğlu Hüseyin’in torunu Cafer üs-Sadık’ın büyük oğlu ve yedinci imam İsmail’in soyuna bağlanır.

yazarYazar: admin | tarihTarih: 6 February 2012 / 4:00

Kaşr-ı Şirin Antlaşması, Osmanlı Devleti ile İran arasında imzalanan barış antlaşması (17 Mayıs 1639). Bu antlaşmayla çizilen Türkiye-İran sının, küçük değişikliklerle günümüze değin korunmuştur.

1622-39 Osmanlı-İran savaşları, İran şahı I. Abbas’ın (Büyük) 1629’da ölmesi ve çocuk yaşta tahta çıkan Osmanlı padişahı IV. Murad’ın yönetimi ele almasından sonra Osmanlıların lehine gelişti. IV. Murad 1635’te Revan’ı (Erivan), 1638’de de Bağdat’ı geri aldı. Bu gelişmeler karşısında İran’ın barış istemesi üzerine, Hulvanrud Irmağı kıyısındaki Kasr-ı Şirin’de yapılan görüşmeler antlaşmayla sonuçlandı.

Kategori: Din

Nesimi

yazarYazar: admin | tarihTarih: 20 February 2012 / 4:00

Türk sair ve mutasavvıfı. Bağdat’ta doğdu. Halep’te öldürüldü. Doğum yılı bilinmiyor. Ölümü için de 1404, 1414 veya 1418 yılları veriliyor. Asıl adı Seyyid İmameddin Nesimi’dir. Azeri Türk’üdür. Hayatı konusunda geniş bilgi yoktur. Hurufiliğin kurucusu Fazlullah’ın halifesidir. Gaybi Sunullah’ın Beşaretname adlı eserinde, Nesimi’nin Anadolu’ya geldiği, Ankara’da Hacı Bayram Veli ile görüşmek istediği, fakat huzura kabul edilmediği yazılıdır.
Nesimi Anadolu gezisinden sonra Halep’e döndü, orada, yaymak istediği düşünceleri ve yazdığı şiirlerine büyük tepki aldı. Fikirleri şeriata aykırı görüldüğü için hocalar kendisini şikâ-yet ettiler.

Kategori: Din

Pir Sultan Abdal

yazarYazar: admin | tarihTarih: 10 February 2012 / 16:00

Pir Sultan Abdal’ın asıl adı Haydar’dır. Türk halk şairidir. Doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmemekle birlikte Banaz’da doğmuştur ve Sivas’ta asılarak idam edilmiştir. XVI. yüzyılın ikinci yarısında yaşamıştır. Hakkındaki tüm bilgiler şiirlerinden çıkarılmaktadır.

Pir Sultan Abdal, Anadolu Alevi cemaatindendi. Çağında Aleviler, bekledikleri ve dünyaya adaleti getirecek olan 12’nci İmam Mehdi’nin o dönemde İran tahtında oturan Şah Tahmasp olduğuna inanmışlardı.

Tahmasp, Şah İsmail’in oğludur ve 1524-1576 yılları arasında hükümdarlık yapmıştır. O yıllarda Osmanlı-Türk İmparatorluğunun başında da Kanuni Sultan Süleyman bulunuyordu (1520-1566).

Sayfa 1 / 212