LYCEE GÖLBAŞI ANADOLU -2010/2011 CLASSE 9- EXAMEN ECRİT 2- DEUXIEME SEMESTRE
Prénom: Nom: Numéro: Classe: Date:
1)…….. des enfants
a)c’est b) ce sont c)ces son
2) …….. appartement est superbe.
a) ce b)cet c)cette
3) Pourquoi est-ce que vous ne dites……. la vérité ?
a)pour b) pas c) avec
4) Il…… jeune. Il…….. 25 ans
a) est/a b) suis/ai c)es/as Yazının devamını okuyun…
Tam adı Ebu Musa Cabir Bin Hayyan El-Azdi, Latince Geber ( d.y.721, Tus İran – ö.y.815, Kufe, Irak ), ” Arap Kimya Bilimin babası ” diye anılan simyacı.
Cabir doğduktan kısa bir süre sonra babası, Abbasilerin Emevi Hanedanının yıkmak için düzenledikleri bir suikaste karıştığı gerekçesiyle boynu vurularak idam edildi.
Arabistan’a gönderilen Cabir orada şii meshebine katıldı. Tıp da dahil olmak üzere, bilimin pek çok dalında çalıştığı sanılmaktadır. Abbasilerin 750′de Emevilerin yerine geçmesinden sonra Cabir, Abbasi Halifesi Harun Reşit’in ( hd 786-809 ) saray doktoru oldu. Kendisine pekçok bilimsel konuda esin veren 6. şii İmamı Cafer Sadık’ın da yakın dostuydu. Yazının devamını okuyun…
Tam adı Evliya Çelebi Derviş Mehmet Zillı. Türk gezgindir. Elli yıla yakın bir süre orta Avrupa, Balkanlar, Anadolu, Kafkasya, Kırım, Arabistan ve Mısır’ı dolaşmış, kaleme aldığı seyahatnamesi Türk Gezi Edebiyatının baş yapıtı sayılmıştır.
Babası sarayda kuyumcu başı olan Derviş Mehmet Zillıydı. Ailesi Kütahya’dan gelip İstanbul’a yerleşmiştir. Evliya Çelebi özel öğrenim gördükten sonra bir süre medresede okudu. Babasından Tezhip, Hat, Nakış sanatlarını öğrendi. Müzikle ilgilendi. Kuran’ı ezberleyerek hafız oldu. Enderuna alındı, dayısı Melek Ahmet Paşa aracılığıyla Dördüncü Murat’ın hizmetine girdi.
Gezmeye duyduğu ilgi çocukluğunda babasından ve yakınlarından dinlediği öyküler, söylenceler ve masallardan kaynaklanır. Seyahatname’sinin giriş bölümünde duyduğu ilginin başlangıcını anlatırken bir gece düşünde peygamberi gördüğünü ona şefaat ya resulullah diyecek yerde seyahat ya resulallah dediğini, peygamberinde ona gönlüne göre gezip görme izni verdiğini yazar. Yazının devamını okuyun…
Cinas, ses ve yazılış bakımından aynı, anlamca farklı sözcükleri bir arada kullanma sanatı. Cinaslı sözcüklerin bir cümlede toplanmasına da “tecnis” denir. Söz arasında, bazı ek ya da sözcüklerin de yardımıyla çokanlamlı bir sözcüğü her defasında ayrı anlama gelecek gibi tekrarlamak, sözcükleri cinaslı kullanmak demektir. Cinas uyak olarak kullanıldığı gibi dize içinde de yer alabilir.
Cinas, özellikle mizahi konularda okuyucuyu oyalar. Nükte ve inceliğe yol açarak hoş bir düşünce ve söz oyunu yaratır. Divan şiirinin önemli söz sanatlarından sayılan cinas ana çizgileriyle “tam” ve “nakıs” (eksik) olmak üzere ikiye ayrılır. Yazının devamını okuyun…
Böbreğin işlevlerinden bir bölümünü ya da tümünü yerine getiremez duruma gelmesidir. Böbrek yetmezliği akut ya da kronik tipte olabilir.
Akut böbrek yetmezliğinde, vücuttan atılan idrar miktarı azalır; kandaki azotlu madde, potasyum, sülfat ve fosfat düzeyi olağan üstü yükselirken sodyum, kalsiyum ve karbondioksit düzeyi olağanın çok altına düşer Genellikle hasta altı hafta ya da daha kısa sürede iyileşir. Böbrek yetmezliğinin başlıca nedenleri, böbrek borucuklarının ilaçlarla yada karbon tetraklorür, aseton, etilen glikol gibi organik çözücülerle yıkıma uğraması; civa, kurşın ve uranyum bileşiklerinin dokulara yerleşmesi; aşırı kan kaybına yada aşırı kan basıncının yükselmesine yol açan ağır yaralanmalar yada ameliyatlar ağır yanıklar ve kalp nakli uyuşmazlığıdır. Yazının devamını okuyun…
Cilalama, bir cisme düzgün ve parlak bir yüzey kazandırmak amacıyla, mekanik yöntemlerle uygulanan bitirme işlemi. İşlem sırasında aşındırıcı ya da örtücü maddelerden yararlanılır. Eski çağlardan beri bilinen cilalama günümüzde çatal bıçak takımlarında, cam eşyada, çanak çömlekte, dokumacılık ve mobilyacılıkta uygulanmaktadır. Çatal bıçak takımı üretiminde dayanıklı ve paslanmaz maddelerle kaplanan eşya, mat ve kaba görünümünün giderilmesi için çoğunlukla çeşitli aşındırıcıların yardımıyla ve elle cilalanır. Paslanmaz çelikten yapılmış çatal bıçağın bu biçimde cilalanması gümüş, gümüş kaplama ya da kaplamasız nikel alaşımlı olanlardan daha güçtür. Yazının devamını okuyun…
Medeni hukukun, kişiler arasında kurulan çeşitli borç ilişkilerini ve bu ilişkilerden doğan alacak haklarıyla borçları düzenleyen bölümüdür. Türk hukukunda, borç ilişkilerinin medeni kanundan ayrı bir borçlar kanununda düzenlenmiş olması, yalnızca biçimsel bir ayrılığı yansıtmakta ve tarihsel bir nedene dayanmaktadır. Türk medeni kanunu ve borçlar kanunu, İsviçre’den alınmıştır. İsviçre’de bu iki yasa ayrı zamanlarda yapılmıştır. Fransız, Alman ve İtalyan hukuk sistemlerinde böyle bir ayrılık yoktur.
Türkiye’nin de içinde bulunduğu kara Avrupası hukuk sistemlerinde borçlar yasasının içerdiği konular ve hukuk kurumları hemen hemen aynıdır. Bunun iki nedeni vardır. Birincisi, İngiliz hukuku dışında, Avrupa hukuk çevrelerinden hiçbiri Roma Hukukunun doğrudan yada doğrudan etkisinden kurtulamamıştır. Yazının devamını okuyun…
Çeşitli cin inanışları. Tek tanrılı olan ve üç parçadan oluşan evren anlayışına dayanan belli başlı dinlerde, cinlerin de melekler gibi gökte bulunduğuna ve gözle görülmediğine inanılır. Ama çoğu kez insan-hayvan karışımı ürkütücü yaratıklar ya da başka dinlerdeki idollerin karikatürü biçiminde betimlenmişlerdir. Zerdüşt dinindeki daeva’lvt, Caynacılıktaki cehennem yaratıkları naraka’lar ve Japon dinlerinde yeraltındaki tanrılarla ilişki kurduğuna inanılan oni kötü cinlerdir. Bunların açlık, hastalık ve savaşa, çeşitli doğal afetlere, ölümcül kazalara yol açtığına inanılır. Bazı zihinsel hastalıklar da “cin tutması” olarak adlandırılır. Yazının devamını okuyun…
( B ) Periyodik tablonun IIIa grubunda ( bor grubu ) yer alan kimyasal element. Bitkilerin gelişmesinde temel önem taşıyan ve sanayide yaygın olarak kullanılan bir ametaldir.
Özellikleri, bulunduğu yerler ve kullanım alanları: Katışıksız bor kristali, parlak siyah renkte, yüksek sıcaklıklarda elektiriği bir metal gibi ileten, düşük sıcaklıklarda yalıtkan duruma gelen bir yarı iletkendir. Karborundum ( silisyum karbür ) gibi bazı aşındırıcıları çizecek sertlikte ( Mohs ölçeğinde 9,3 ) olmasına karşılık kırılganlığı nedeniyle kesici alet yapımına uygun değildir. Ağırlıkca yerkabuğunun yüzde 0,001′ini oluşturan bor, doğada boraks ( tinkal ) kernit, t,inkal konit, kolomanit, uleksit ve turmalin gibi bileşikler halinde bulunur. En önemli bor cevherleri olan bu minerallerden boraks, kernit ve tinkalkonit ( hidratlı sodyum boratlar ) özellikle Türkiye de ve ABD’nin Kaliforniya bölgesinde zengin yataklar oluşturur ; kolemanit yine Türkiye de, sassolit ( doğal borik asit ) özellikle İtalya da yoğunlaşmıştır. Yazının devamını okuyun…
Cin, bellibaşlı dinlerde, zaman, mekân ve neden-sonuç ilişkisine dayanan maddi dünya ile madde dışı ya da tinsel dünya arasında ilişki sağladığına inanılan varlıklar ya da güçler. Batı dinlerinde çoğunlukla, iyi varlıklar olarak görülen meleklerin karşısında yer aldıklarına ve kötülüğü simgeleyen şeytan tarafından yönlendirildiklerine inanılır; bununla birlikte Batı folklorunda daha zararsız görülen cinler de vardır. Doğu’da, eski dinlerde ve yazısız kültürlerde ise bu ayrım daha az belirgindir; cinler, kötü olabilecekleri gibi, bazı durumlarda iyi varlıklar da olabilirler. Yazının devamını okuyun…
Bir bireyde, kendisi farkına varmaksızın gelişen zihinsel etkinlikler bütünüdür. Genellikle bilinçdışıyla aynı anlamda kullanılan bilinçaltı terimi kimi zaman bilinç dışının bir bölümünü, kimi zamanda bilinç öncesini karşılar. Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud, bilinçdışı süreçlerinin, kişi bunların farkına varmadan bile davranışını etkileyebileceğini öne sürer. Freud ve izleyicileri, rüyaların ve dil sürçmelerinin, gerçekte doğrudan yüzyüze gelinemeyecek kadar tehdit dışı bilinç dışı içeriklerin üstü örtülü örneklerin olduğu kanısındadırlar.
Bilinçdışı kavramı Freud’tan önce de birçok düşünür tarafından ele alınmıştır. Bilinçdışı felsefecisi olarak tanınan Alman metafizikçi Eduard Von Hartmann 1870′de bu konuda bir yapıt yayınlamış, birbirleriyle çelişkili iki düşünce akımı olan usçulukla usdışıcılığı, bilinçdışı zihnin oynadığı merkezi rolü uygulayarak bağdaştırmaya çalışmıştı. Yazının devamını okuyun…
Kasap oyunu (havası), Anadolu’da ve bazı Balkan ülkelerinde, oyuncuların yan yana dizilip kollarını birbirlerinin omuzlarına atarak, ağırdan başlayıp gittikçe hızlanan bir ritimde oynadıkları halk oyunu. Oyunun müziği anlamındaki “kasap havası”, halk arasında oyunu belirtmek için de kullanılır. Hızlandığı bölümde uygulanan ayakları yere vurma figüründen dolayı yanlış olarak “hora” diye de adlandırılır. Ayrıca değişik yörelerde “depki”, “susta”, “beylerbeyi”, “kaba-dayı”, “sirto”, “Kâzım Zeybeği”, “İstanbul kasabı”, “yeni kasap”, “eski kasap”, “alay bey” gibi adlarla da anılan çeşitleri vardır. Yazının devamını okuyun…
Yetersiz yada aşırı beslenmeden, belirli bir besinin eksik yada fazla alınmasındani yapısal yada kimyasal bir bozukluk nedeniyle yiyeceklerin yada belirli bir besin türünün özümsenememesinden ileri gelen bozukluklardır. İyi beslenme ancak yeterli ve dengeli beslenme rejimiyle sağlanabilir. Beslenme uzmanları değişik etkinlik derecelerine, yaşa ve iklime göre değişik beslenme tabloları önermişlerdir. İyi çevre koşullarında yaşayanlar önerilen beslenme tablosundaki besin ölçüsünün üçte ikisiyle sağlıklı yaşayabilirler. Bu düzeyin altına inildiğinde, sonuçları hemen görünmese bile, sağlık durumu ve iş verimliliği kesinlikle olumsuz etkilenir.
Genellikle zayıflık biçiminde görülen yetersiz beslenme, alınması gereken kalori miktarı ile enerji biçiminde tüketilen kalori miktarı arasındaki denge bozuklluğuna bağlıdır. Şişmanlık biçiminde ortaya çıkan aşırı beslenme ise, tüketilen enerjiden daha fazla miktarda kalorinin vücutta tutulmasında kaynaklanır. Yazının devamını okuyun…
Kas uru, kas dokusunda yer alan ya da bu dokudan kaynaklanıp başka bir bölgede gelişen ur. Leyomiyom, rabdomiyom ve rabdomiyosarkom olmak üzere başlıca üç türü vardır.
Leyomiyom, bağırsak ve kan damarlarının duvarlarındaki düz kasların iyi huylu urudur. En sık dölyatağında, ayrıca yumurtalıklar, sindirim kanalı, fallop boruları, idrar kesesi ve idrar borularında ortaya çıkar. Ur serttir, çevresinde bir kapsül vardır; kolaylıkla yerinden çıkartılabilir. Bir bölümü zamanla kötü huylu olabilirse de, genellikle vücudun başka bölgelerine yayılmaz; ameliyatla çıkarıldıktan sonra yeniden ortaya çıkmaz. Yazının devamını okuyun…
İnme olarak da bilinir. Beynin bazı bölümlerinde kan akımının büyük ölçüde azalmasından ya da kafa içi kanamalardan ileri gelen bir dizi belirtidir. Başlıca beyin kanaması belirtileri vücudun bir ya da her iki yanında geçici ya da kalıcı felç, konuşma ya da yeme güçlüğü ve kas koordinasyonunun yitimidir. İnme terime genellikle yalnızca beyindeki kan akımının azalmasından kaynaklanan bozukluklar için kullanılırken beyin kanaması terimi kafa içi kanamalarını da tanımlar. Her iki olayda beynin bazı bölgelerinde doku ölümüne yol açabilir. Kan akımında azalma. Kan akımındaki azalmanın nedeni, genelikle beyin atardamarlarından birinin iç yüzeyini kaplayan yağ birikintisinde bir kan pıhtısının (trombost) oluşmasıdır. Bu durumda, tam bir inme görülmeden ve kan azlığına bağlı doku ölümü başlamadan önce, yüzün bir yanında geçici çarpılma, kol yada bacaklardan birinde felç yada vücudun bir yanının olağan dışı duyarlılık kazanması gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Yazının devamını okuyun…